Herkes Kendi Yoluna Baksın

herkeskendiyolunabaksın

Ortalama seyir hızları 120 km olan iki araç aynı anda birbirlerine 200 km uzaklıkta olan A ve B şehirlerinden yola çıkarlar. Bu iki araçtan hangisi hedefine daha çabuk varır?

Sorunun kesin cevabının “aynı anda varırlar” olduğunu düşünenlerimiz yolculuğu değil yolu hesap etmişlerdir. Oysa sorunun cevabı; hangi araç geldiği yoldan daha çok keyif almış ise o daha erken varmıştır olacaktır. Nasıl mı?

Okumaya devam et

İstasyon

istasyon

 

Yeterince kalan oluyor bazen insan ömrünün istasyon köşelerinde… Ömür duraklarının bin bir çeşidini görüyor yaşadıkça ve yaşlandıkça. Varmak için gelinen duraklar değil; varılan duraklar tüm bu istasyonlar. Durduğu, durup dinlendiği, yük alıp yük boşalttığı istasyonlar… Nasılı sormadan, nedenini cevaplamadan  sessizce ve sebepsizce süregelen yolculukların durgunluğu bu duraklar çoğu zaman…

Geçmişin ve gecikmişliğin hesaplarını soruyor kişi kendine ve kendi düşüncesinde… Her istasyondan bir yük yükleyip omuzlarına önceden döşeli raylar üzerinde hareket ediyor bilinçsizce. Kendi yönünü tayin edemeden ilerliyor. Zaman zaman dönemeçleri olsa da kendi tercihinde kalıyor ömründen uzun raylara döşeli makas dönemeçleri. Ve bir seçim yapıyor; dönemecin en son dakikalarında. Okumaya devam et

Yaşam Gör-güsü

Her yolculukta, yolcuların sorması gereken bir soru vardır. Acaba doğru yolda mı gidiyoruz? Çoğu yol uzun ve meşakkatlidir ve çoğu yol yollarını kaybetmiş insanlarla doludur.

Bazıları, kaderin de yardımıyla, kendi yollarını çizerler. Belli bir hedefleri yoktur ama benzer ruhlara sahiptirler. Diğerleri birlikte hareket eder ve bir başkasının kollarında huzur bulurlar. Çok az bir kısmı da beladan uzak durmak için gittikleri yoldan ayrılırlar.

Ama gözlerini yoldan ayırmadan bakanlar nereye gittiklerini göremezler ve genellikle, yolun onları götürdüğü yere fazlasıyla şaşırırlar.

“Adam, bilgeye hayatın anlamının ne olduğunu sorar. Bilge, cevabını söylemeden önce adamı bir sınava sokar.

Bilge, bir çay kaşığına zeytinyağı doldurarak adama verir ve evin etrafında kaşıktaki zeytinyağını dökmeden bir tur atmasını söyler.

Adam gözü çay kaşığında pür dikkat evin etrafında kaşıktaki zeytinyağını dökmeden bir tur atıp bilgeye döner. Bilge sorar; “evin etrafında, bahçede neler gördün?” diye.

Adam şaşkın; kaşıktaki zeytinyağına dikkat etmekten bahçeyi fark etmemiştir.

Bilge tekrar tur atmasını ve bu sefer bahçeyi incelemesini ister, ve döndüğünde aynı soruyu yeniden sorar; “Bahçede neler gördün?”
Adam; bahçenin güzelliği karşısında büyülendiğini, bahçeye hayran olduğunu anlatır.

Bilge gülümser ve kaşıktaki zeytinyağının döküldüğünü belirterek hayatın bakış açısıyla önem kazandığını anlatır. Görebileceği güzelliklerin tam ortasında hayatını yaşayacağını ve akıp giden zamanın ancak bakış açısıyla insan gözünde bir anlam kazanabileceğini söyler.”

Yaşamı anlamlı kılan; zeytinyağını dökmeden etrafındaki güzellikleri fark edebilmektir.