Herkes Kendi Yoluna Baksın

herkeskendiyolunabaksın

Ortalama seyir hızları 120 km olan iki araç aynı anda birbirlerine 200 km uzaklıkta olan A ve B şehirlerinden yola çıkarlar. Bu iki araçtan hangisi hedefine daha çabuk varır?

Sorunun kesin cevabının “aynı anda varırlar” olduğunu düşünenlerimiz yolculuğu değil yolu hesap etmişlerdir. Oysa sorunun cevabı; hangi araç geldiği yoldan daha çok keyif almış ise o daha erken varmıştır olacaktır. Nasıl mı?

Okumaya devam et

Bayramlık Ağız

bayramlıkağız fermuarlıağız

Bildiğini bilmezler, bilmediğini bilirler. Bilen susar, bilmeyen etrafına zehir saçar. Varsa bir bildiğimiz kendimize saklayalım, şu bayram arifesi ağır sözlerle devam edip huzur kaçırmayalım.

Bulut olur yağmur döker, yağmurun olmadığı yerde ot mu biter. Ben doğruyu konuşur inandıramam. Doğru bildiğimi senin gibilere anlatamam.

Seni anlatmaya söz yeter mi; attığın çamurları temizlemeye su derya olsa yine de yeter mi?

Şimdi sana söz söylersem senden olmuş olurum, atfettiğim bu sözleri en çok da senin lugatında bulurum. Sana söz mü söylenir küfürden başka, eğer etraflıca okur da anlar isen; bu bayramlık ağzım küfürden de fazla.

Okumaya devam et

Benim Yolum

Yolun başını çekiyorum, yürünecek yolları ben seçiyorum. Kimi zaman inançla, kimi zaman tercihle ilerliyorum bu yollarda. Ömür bitiyor, yol bitmiyor, benim çektiğim yol bu ömre yetmiyor.

Kendi yolundan gitmelidir insan ve gitmelidir herkes onun yolundan. İşin aslı kendi yolunu yaratmaktır yada herkes gibi aynı yolda kalmaktır. Maalesef tüm mesele farklı olmaktır ve farklı bir yolda kalmaktır. Yolun tarifi basit-tir; keşfetmek-tir yada keşfedilmek-tir.

Benim yolum “yol” değil, yaşam ise istediğim güzergahta hiç değil… En “olur..!” dediklerimin yolunda yürürken ben bir başıma, en “olmaz..!” dediğim işler geldi başıma, hem de şu kısacık yaşamımda…

Sonunda oldu. Ve bitti…! Benim yolum senden sonra çok; ama çok değişti…

[Benzer Yazılar: Yaşam Gör-güsü –  Ceketsiz Yolculuk]

Yaşam Gör-güsü

Her yolculukta, yolcuların sorması gereken bir soru vardır. Acaba doğru yolda mı gidiyoruz? Çoğu yol uzun ve meşakkatlidir ve çoğu yol yollarını kaybetmiş insanlarla doludur.

Bazıları, kaderin de yardımıyla, kendi yollarını çizerler. Belli bir hedefleri yoktur ama benzer ruhlara sahiptirler. Diğerleri birlikte hareket eder ve bir başkasının kollarında huzur bulurlar. Çok az bir kısmı da beladan uzak durmak için gittikleri yoldan ayrılırlar.

Ama gözlerini yoldan ayırmadan bakanlar nereye gittiklerini göremezler ve genellikle, yolun onları götürdüğü yere fazlasıyla şaşırırlar.

“Adam, bilgeye hayatın anlamının ne olduğunu sorar. Bilge, cevabını söylemeden önce adamı bir sınava sokar.

Bilge, bir çay kaşığına zeytinyağı doldurarak adama verir ve evin etrafında kaşıktaki zeytinyağını dökmeden bir tur atmasını söyler.

Adam gözü çay kaşığında pür dikkat evin etrafında kaşıktaki zeytinyağını dökmeden bir tur atıp bilgeye döner. Bilge sorar; “evin etrafında, bahçede neler gördün?” diye.

Adam şaşkın; kaşıktaki zeytinyağına dikkat etmekten bahçeyi fark etmemiştir.

Bilge tekrar tur atmasını ve bu sefer bahçeyi incelemesini ister, ve döndüğünde aynı soruyu yeniden sorar; “Bahçede neler gördün?”
Adam; bahçenin güzelliği karşısında büyülendiğini, bahçeye hayran olduğunu anlatır.

Bilge gülümser ve kaşıktaki zeytinyağının döküldüğünü belirterek hayatın bakış açısıyla önem kazandığını anlatır. Görebileceği güzelliklerin tam ortasında hayatını yaşayacağını ve akıp giden zamanın ancak bakış açısıyla insan gözünde bir anlam kazanabileceğini söyler.”

Yaşamı anlamlı kılan; zeytinyağını dökmeden etrafındaki güzellikleri fark edebilmektir.