Tanıdık = Adamlık

Biraz erken olur konuşmak için lakin hiçbir fikir, olay ve olgulara bağlanıp zihinlerde hapsedilmemeli. İnsanın fikri neyse zikri de o olmalı. O halde fikrimizi dillendirelim.

Tüm ticari işletme sahiplerinin kıpırdandığı bu dönemde kapı kapı gezilip oy toplanılan bir dönemde yapılacak işleri değil daha çok kişileri konuşan davranış biçimleriyle yeni bir ticaret odası seçimlerine günler kaldı. Bu süreçte tüm adaylara vira başarılar dilerim.

Sapla samanın birbirine karıştığı karmaşık işletme gruplarında hatır gönül işleriyle oluşturulan seçim gruplarından bakalım bu sene ipi hangi işletme sahibi göğüsleyecek.

Okumaya devam et

Küskünlerin Ticareti

İşimizi emir ile değil, gönül ile yaparız. Gönlü olmayanda ne işin tadı olur, ne de işletmenin karı. İşimizin insanla olduğu ürün veya hizmet satışı olan işletmelerimizde en büyük sermaye müşterilerimizdir. Müşteri memnuniyeti esaslarında kendimize yapılmasını istemediğimiz davranışları da müşterilerimize yapmamak, empati yetilerimizi en üst seviyede tutarak ticari ve beşeri ilişkilerimizi oluşturmak yaptığımız işin sürdürülebilirliği ve kurum itibarı açısından büyük önem taşır. Bosch’un kurucusu Robert Bosch’un 1900’lü yıllarda söylediği “Müşteri kaybetmektense para kaybetmeyi yeğlerim” ifadelerinde anlatılmak istenen sözlerde çok daha derin bir mana var. Şimdi bu cümleyi hangi tavra giydirirsek giydirelim içinden nezaket davranışları çıkacaktır.

Okumaya devam et

Kim Kime Dum Duma

uzuneşek

-Bu yazı bir serzeniştir. Diğerlerinin aksine tam anlamıyla bir durum tespitidir.-

Geçtiğimiz aylarda Kenya’da bir Üniversite’de bomba patlar ve yüzlerce öğrenci ölür. Dehşet sonrası hiçbir Türk, “Kenya’da bomba patlamış!” demedi. Kimse Kenya için yürüyüş yapmadı. Hiç kimse Kenya’da taziye çadırı kurmadı. Profil fotolarını Kenya bayrağına çevirmedi. Kenya için #Kenya etiketiyle siyah zemin üzeri matem görsellerini sosyal sitelerinde yayınlamadı. Kenya için klavye şövalyeliği yapmadı.

Sahi Kenya’nın bayrak renklerini bilen kaç kişiyiz? Daha da ileri gideyim; Kenya nerede?

Okumaya devam et

Kafesteki Esnaf

bakis_dedikodu_orjinalol

Hep böyle olmuştur! Dışardakiler içerdekileri, içerdekiler de dışardakileri merak eder. Yerini değiştiren herkes kendi olmadığı yere gözünü diker.

Kimse elindekilerle yetinmez; çokluğun azlığından yakınır, kendini çokluk içinde azlıkta arar. Kafeste doğan kuşlar uçmayı marifet sayar; oysa kuşun doğasında uçmak var. Mecburiyetten yapılan gönülsüz işler paradan çok zaman çalar; böylesi kişilerin yaptığı iş bal olsa da etrafındakilere zehir saçar.

İnsan neye yönelirse o yöne gider. Gittiği yönü kendisi tayin eder. Yönü olmayanın kılavuzu olsa ne yazar, kılavuzu karga olanın yönü ancak kargaya yarar, kargayı takip edenin burnu gittiği yolda kim bilir neye batar.

Okumaya devam et

Lekeli Köşe

lekeli_köşe

Bu köşe benim köşem. Ne yazı var, ne de kışı. Hani öyle yaz köşesi, kış köşesi yok yani… Çoğu yazılarım kinayeli, çok daha çoğu ucu törpülenmiş sivri yazılarımın olduğu köşe. Sıkıştıkça bir köşeye yazdığım, yazdıkça dört köşe olduğum bir köşe… Yazılarımla düşüncelerimi fısıldadığım kendime ait gizli bir köşe… Kimi zaman düşünce, kimi zaman da dert köşem… Bu sebeptendir ki şimdi yazacağım kelimelerin köşesi oldukça sivridir. Kimisini sevindirir, kimisini yer bitirir… Belki bu sayede işin muhatabı yazılan yazıları da işitir.

Okumaya devam et

Bakan Yüzme Bilmiyor

Yaşamın genel mekanizması ödül ve ceza üzerine kuruludur. Yapılan her iyi davranış mükafatlandırılır -en azından çocukluğumuzdan beri bu öğreti ile büyütüldük. Yapılan her kötü davranış ise cezalandırılır. Ödül ve cezalarla yönetildik. Okul sıraları farklı değildi; sınavlar, sözlüler, ödevler ve dahası bir çok basamak kendi içinde özel bir sınav ve ödül mekanizması ile kurgulanmıştır. Başarı mertebesi ticarette sıfırların çokluğu ile değerlendirilirken şöhret alanındaki mertebe ise toplanan alkış yoğunluğuyla ölçümlenir.

İyi bir aktör alkışa ihtiyaç duyar, iyi bir siyasetçi desteğe, iyi bir iş adamı ise başarıya… Yapılan iş her ne olursa olsun kişi sonunda kendisini huzura erdirecek ve vicdanını rahatlatacak bir başarı belgesine ihtiyaç duyar. Kimisi mazbatasını alır, kimisi sertifikasını…

Okumaya devam et

Neme Lazım…

FingerReminder

Hepimiz yanlış yapabiliriz, yanlış düşünebiliriz ve yanlış kararlar alabiliriz ama hiç kimse hissiyatları noktasında yanılıyor olamaz.

Bizlerin, hepimizin bildiği gerçekler var. Hepimizin kendi alanıyla ilgili uğraşları var. Yapılan işlerin ise üç türlü yapım şekli var; kişi iş yapar doğru yapar; kişi iş yapar yanlış yapar; bir de kişi iş yapar kendi istediği gibi yapar.

Yanlış ve doğrunun, iyi ve kötünün, güzel ve çirkinin ayrımının kişilerin kendi düşüncesinden çok toplumun gözlemleriyle ayrıştırıldığı günümüzde yıllarca neyin “doğru” yada “yanlış” olduğunun kavgasını sadece yapılan işlerde değil, fikirlerde de yaşadık. “Sen haklısın” cevabını verdiğim nice insanlar oldu; ilgisini kaybetmesin diye bilgisini yücelttiklerim olduğu kadar.

Hak verdikçe hak arayan insanlarla oldum, hakkaniyeti ne bu insanlarda buldum, ne de bu insanlardan hakkaniyet namına bir şey gördüm. Zamansız geçen günlerde kişilerle mücadele etmekten kendi işimi yapamaz oldum, kendi işimden alı konuldum. Zahmetle kazanılan emeklerin karşılığında, merhametle kaybedilen kazançların sahibi oldum.

“Fikrin ne önemi var fiiliyat olmadıktan sonra” dedim, zikrettiğim fikirleri fiiliyata geçirdim. Fikir diye bana satılanları düşünmekten ömrümü tükettim. Düşünceler arasında kendimi kaybettim, bu kadar düşüncenin içinde boğulmakla aslında en büyük hatayı kendime ettim. Fısıltılarla bağırdım düşüncelerimi ve haykırışlarla örttüm tüm sessizliğimi. Düşüncesizlikle suçlandım, aslında en incesini düşündüğümden en büyük zamanı yine ben kaybettim.

Okumaya devam et