Kafesteki Esnaf

bakis_dedikodu_orjinalol

Hep böyle olmuştur! Dışardakiler içerdekileri, içerdekiler de dışardakileri merak eder. Yerini değiştiren herkes kendi olmadığı yere gözünü diker.

Kimse elindekilerle yetinmez; çokluğun azlığından yakınır, kendini çokluk içinde azlıkta arar. Kafeste doğan kuşlar uçmayı marifet sayar; oysa kuşun doğasında uçmak var. Mecburiyetten yapılan gönülsüz işler paradan çok zaman çalar; böylesi kişilerin yaptığı iş bal olsa da etrafındakilere zehir saçar.

İnsan neye yönelirse o yöne gider. Gittiği yönü kendisi tayin eder. Yönü olmayanın kılavuzu olsa ne yazar, kılavuzu karga olanın yönü ancak kargaya yarar, kargayı takip edenin burnu gittiği yolda kim bilir neye batar.

Okumaya devam et

Lekeli Köşe

lekeli_köşe

Bu köşe benim köşem. Ne yazı var, ne de kışı. Hani öyle yaz köşesi, kış köşesi yok yani… Çoğu yazılarım kinayeli, çok daha çoğu ucu törpülenmiş sivri yazılarımın olduğu köşe. Sıkıştıkça bir köşeye yazdığım, yazdıkça dört köşe olduğum bir köşe… Yazılarımla düşüncelerimi fısıldadığım kendime ait gizli bir köşe… Kimi zaman düşünce, kimi zaman da dert köşem… Bu sebeptendir ki şimdi yazacağım kelimelerin köşesi oldukça sivridir. Kimisini sevindirir, kimisini yer bitirir… Belki bu sayede işin muhatabı yazılan yazıları da işitir.

Okumaya devam et

Has*et

Günlük yaşamın gerçekleriyle başa çıkamayıp kendini yetersiz ve değersiz gören insanlar, kendinden yüksek gördükleri insanları çekemezler.Bu durum zamanla kin beslemeyi davet eder.

Kendi olumsuzluklarını düzeltemeyeceklerinden etrafındaki insanları küçültmek için büyük çaba gösterirler. Sürekli çekişme ve bir savunma içersinde olurlar; böylelikle eşit seviyeye geleceklerini zannederler. Bu insanlar kompleksli aynı zamanda da içten pazarlıklıdırlar. Yani ikiyüzlü ve kıskançtırlar.

Okumaya devam et

Bakan Yüzme Bilmiyor

Yaşamın genel mekanizması ödül ve ceza üzerine kuruludur. Yapılan her iyi davranış mükafatlandırılır -en azından çocukluğumuzdan beri bu öğreti ile büyütüldük. Yapılan her kötü davranış ise cezalandırılır. Ödül ve cezalarla yönetildik. Okul sıraları farklı değildi; sınavlar, sözlüler, ödevler ve dahası bir çok basamak kendi içinde özel bir sınav ve ödül mekanizması ile kurgulanmıştır. Başarı mertebesi ticarette sıfırların çokluğu ile değerlendirilirken şöhret alanındaki mertebe ise toplanan alkış yoğunluğuyla ölçümlenir.

İyi bir aktör alkışa ihtiyaç duyar, iyi bir siyasetçi desteğe, iyi bir iş adamı ise başarıya… Yapılan iş her ne olursa olsun kişi sonunda kendisini huzura erdirecek ve vicdanını rahatlatacak bir başarı belgesine ihtiyaç duyar. Kimisi mazbatasını alır, kimisi sertifikasını…

Okumaya devam et

Aczin İsyanı

haset_yalan

Günlük yaşamın gerçekleriyle başa çıkamayıp, kendini yetersiz ve değersiz gören insanlar, kendinden yüksek gördükleri insan(lar)ı çekemezler.

Kendi olumsuzluklarını düzeltemeyeceklerinden de etrafındaki insanları küçültmek için büyük çaba sarf ederler. Sürekli çekişme ve bir savunma içerisinde olurlar. Böylelikle eşit seviyeye geleceklerini zannederler.

Bu insanlar komplekslidir. İki yüzlü ve kıskançtır. Dost görünümlü içten pazarlıklı tavırlarıyla hakkınızda söyledikleri tüm yalanları çevresindekilere inandırmaya çalışırlar. Bu çekememezlik duygusu kendilerini yer bitirir. Menfaatlerine ters düştüğünüz anda da, tüm çirkinliklerini gözler önüne sererler, başkalarının balını kendisine zehrederler.

Dost görünümlü demiştim ya; çevredeki insanlar da onun yakınlığına aldanıp söylediklerini doğru kabul ederler. Böylece kendini rahatlatmış olur. Kimisi kendisiyle kıyaslar, kimisi oğluyla… İşin sonunda kıyaslanan olursunuz ve bu aciz insanları suskunluğunuzla kudurtursunuz. Amacı belli zihniyetlerin silahı belli; sizi dedikoduyla alaşağı etmek, kendisini veya oğlunu yüceltmek. Bunun için sürekli mücadele gösterirler ve her davranışınızı takip edip kendisiyle mukayese ederler.

Dedikodu kazanı bir kere kaynamaya dursun; konuşulan sözler aslı olmasa da itibar kazanan sözler olmaya başlar ve böylesine bir yazıyı yazdıracak kadar adamın zamanını çalarlar. Adama pirincin taşını ayıklatırlar, ayıklanan taşı kuyuya atarlar.

Kazanan kitle her daim dedikoduyu çıkaran olur. Ve olanlar olur; kişi sorgulanır, kişiye olan yaklaşımlar ancak önyargılarla mümkün olur. Kimisi sosyal yaşamını sorgular, kimisi alışkanlıklarını bahane eder. İşin sonunda ne denilirse densin, bana göre itibarsız sözleri sarf edenler aslında itibarsız yüreklerdir; bunlara kulak verenlerse en az onlar kadar acizdir.

Yakındaki Düşman

Karıncaya bildiği hayvanları sormuşlar. “Tavuk, kaz, leylek…” diyerek sıralamış. Ne kaplanın adını anmış, ne aslanı söylemiş… Ne kedileri, ne de denizin içindekileri…

Karınca bu ya; kendisine zarar veren hayvanları bilir, say dediğinde onların ismini verir… Ne kaplandır onun düşmanı, ne ceylan… onun düşmanı onun yakınında olan…

Herkes kendine zarar verenleri bilir. Bildiği tek gerçek de kendisine zarar verenlerdir.
Hasetin altında yatar gizli düşmanlıklar. Öfkeyle insanın kaderine konar.

Kin olur çıkar insanın karşısına, kıskançlık olur girer insanın yaşantısına… Kişi kişiyi çekemez, çekil(e)meyen kişi bunu bilmez… Say dersin kişiye bildiğin hayvanları; kinbaz adamın adını söyleyemez.

Yakınında da olsa “o” adamın kendisini hiç mi hiç bilmez.