Bayramlık Ağız

bayramlıkağız fermuarlıağız

Bildiğini bilmezler, bilmediğini bilirler. Bilen susar, bilmeyen etrafına zehir saçar. Varsa bir bildiğimiz kendimize saklayalım, şu bayram arifesi ağır sözlerle devam edip huzur kaçırmayalım.

Bulut olur yağmur döker, yağmurun olmadığı yerde ot mu biter. Ben doğruyu konuşur inandıramam. Doğru bildiğimi senin gibilere anlatamam.

Seni anlatmaya söz yeter mi; attığın çamurları temizlemeye su derya olsa yine de yeter mi?

Şimdi sana söz söylersem senden olmuş olurum, atfettiğim bu sözleri en çok da senin lugatında bulurum. Sana söz mü söylenir küfürden başka, eğer etraflıca okur da anlar isen; bu bayramlık ağzım küfürden de fazla.

Okumaya devam et

Kafesteki Esnaf

bakis_dedikodu_orjinalol

Hep böyle olmuştur! Dışardakiler içerdekileri, içerdekiler de dışardakileri merak eder. Yerini değiştiren herkes kendi olmadığı yere gözünü diker.

Kimse elindekilerle yetinmez; çokluğun azlığından yakınır, kendini çokluk içinde azlıkta arar. Kafeste doğan kuşlar uçmayı marifet sayar; oysa kuşun doğasında uçmak var. Mecburiyetten yapılan gönülsüz işler paradan çok zaman çalar; böylesi kişilerin yaptığı iş bal olsa da etrafındakilere zehir saçar.

İnsan neye yönelirse o yöne gider. Gittiği yönü kendisi tayin eder. Yönü olmayanın kılavuzu olsa ne yazar, kılavuzu karga olanın yönü ancak kargaya yarar, kargayı takip edenin burnu gittiği yolda kim bilir neye batar.

Okumaya devam et

Lekeli Köşe

lekeli_köşe

Bu köşe benim köşem. Ne yazı var, ne de kışı. Hani öyle yaz köşesi, kış köşesi yok yani… Çoğu yazılarım kinayeli, çok daha çoğu ucu törpülenmiş sivri yazılarımın olduğu köşe. Sıkıştıkça bir köşeye yazdığım, yazdıkça dört köşe olduğum bir köşe… Yazılarımla düşüncelerimi fısıldadığım kendime ait gizli bir köşe… Kimi zaman düşünce, kimi zaman da dert köşem… Bu sebeptendir ki şimdi yazacağım kelimelerin köşesi oldukça sivridir. Kimisini sevindirir, kimisini yer bitirir… Belki bu sayede işin muhatabı yazılan yazıları da işitir.

Okumaya devam et

İlim Bilim Bir de Kendim

onyargi_bias

İnsan neye ilgi duyarsa algısı da o yönde gelişir. Bu yazıyı okumak için bile ilgi duymak, yazılan yazılarda söylenen sözleri algılamak gerek. Derin algı farklıdır. Hiç kimse hiçbir şeyi kendi olarak öğrenmez. Konuşmak bile ilginin sonucu ortaya çıkar. İlimsiz bilim, bilimsiz ilim olmaz. Bir şeyi ilimle, alametleriyle yani sıfatlarıyla bilmek farklıdır; alametlerinden bağımsız, tanıyarak bilmek farklıdır. Yaşayarak bilmek yani hakkiyle bilmek ise bambaşkadır. Böyle durumlarda her bilginin bilinene perde olduğu anlaşılır.

Okumaya devam et

Söz Söyle

SozSoyle

Zaman unutulur, mekan unutulur, gün olur kızgınlığın sebebi elbet unutulur. İnsanın içini özlem sarar, böyle zamanlarda insan iki çift içten muhabbet arar.

Kızgınlık kırgınlıktır, kırgınlığın sonu dargınlıktır. Söylenen sözlerin hesabı sorulur, sorgu işleri gönülleri soldurur. Kibir kinden beterdir, kibir küskünlüğü getirendir. Kin çeker insanı hesaba, kibrin sonu hep inziva. Böyle inzivalara insan çabuk alışır, gururlu adama yalnızlık yakışır.

İstemem artık alma adımı ağzına, onca yaptıkların kalır mı sandın böyle kolayca yanına. Söz söyler efe olursun, söylediğin sözlerin zamanı gelir kurbanı olursun. Kinaye adama dokunur, kinayenin fazlası adamı fazlasıyla doyurur. Gün olur söyleyen unutur, işiten kulak her kelimenin hecesinde kendisini bulur.

Yere göğe sığdıramadım dersin, yeri gelir adamı yerin dibine gömersin. Böylesi sempati düşmana beslenmez, düşman olana böylesi sözler söylenmez. Söz dinlemez söz söylersin, söylediğin her söz ile kelimeleri kirletirsin. Sen söyler herkes dinler, herkes senin söylediğin sözleri benimser…

Sen dönersin etrafta, dünya döner senin etrafında, söylediğin her söz bir tek senin lugatında. Sen söyle sözünü yücel, dünya bir tek sana güzel…

Has*et

Günlük yaşamın gerçekleriyle başa çıkamayıp kendini yetersiz ve değersiz gören insanlar, kendinden yüksek gördükleri insanları çekemezler.Bu durum zamanla kin beslemeyi davet eder.

Kendi olumsuzluklarını düzeltemeyeceklerinden etrafındaki insanları küçültmek için büyük çaba gösterirler. Sürekli çekişme ve bir savunma içersinde olurlar; böylelikle eşit seviyeye geleceklerini zannederler. Bu insanlar kompleksli aynı zamanda da içten pazarlıklıdırlar. Yani ikiyüzlü ve kıskançtırlar.

Okumaya devam et

Bakan Yüzme Bilmiyor

Yaşamın genel mekanizması ödül ve ceza üzerine kuruludur. Yapılan her iyi davranış mükafatlandırılır -en azından çocukluğumuzdan beri bu öğreti ile büyütüldük. Yapılan her kötü davranış ise cezalandırılır. Ödül ve cezalarla yönetildik. Okul sıraları farklı değildi; sınavlar, sözlüler, ödevler ve dahası bir çok basamak kendi içinde özel bir sınav ve ödül mekanizması ile kurgulanmıştır. Başarı mertebesi ticarette sıfırların çokluğu ile değerlendirilirken şöhret alanındaki mertebe ise toplanan alkış yoğunluğuyla ölçümlenir.

İyi bir aktör alkışa ihtiyaç duyar, iyi bir siyasetçi desteğe, iyi bir iş adamı ise başarıya… Yapılan iş her ne olursa olsun kişi sonunda kendisini huzura erdirecek ve vicdanını rahatlatacak bir başarı belgesine ihtiyaç duyar. Kimisi mazbatasını alır, kimisi sertifikasını…

Okumaya devam et

Daireler Kuramı

dairelerkuramı

Hayatımızın bir çok evresinde çeşitli yol ayrımları ile karşı karşıya geliyor ve bu yol ayrımlarında yönümüzü tayin edecek bir takım ayak izleri arıyoruz. Kim hangi yoldan gitmiş diye başkalarının fikirlerini önemsediğimiz toplumda çoğunluğa dahil olup, çoğunluğun davranışlarıyla hareket ediyoruz. Peşinden gittiğimiz kişilerin seçimlerini kendi seçimlerimiz gibi benimsiyor, doğru olduklarında bunun haklı gururunu yaşarken, yanıldığımız noktada da düşünce fikrinin kabahatini sahibine yüklüyoruz.

Başkalarının izlerine basarak kendi adımlarımızla bir yol ayrımından bir diğerine hareket ediyor ve karşılaştığımız problemlerin çözümü için de aynı felsefenin müsaade ettiği ölçüde çözümler üretiyoruz. Bir problemin içinde başka, başka problemin içinde bir başka problemle karşılaştıkça kendimize ait olmayan düşüncesel yaklaşımları katı bir kural haline getirip olmadığımız bir karaktere bürünüyoruz. Sonuç olarak gerçek problemi çözmektense detaylarla uğraşarak bir çok problemi birbirine karıştırıyoruz. Ve problemlerimizin çözümü için tüm sıkıntılarımızı anlatıyoruz. Anlattıkça rahatlıyor muyuz?

Okumaya devam et

Aczin İsyanı

haset_yalan

Günlük yaşamın gerçekleriyle başa çıkamayıp, kendini yetersiz ve değersiz gören insanlar, kendinden yüksek gördükleri insan(lar)ı çekemezler.

Kendi olumsuzluklarını düzeltemeyeceklerinden de etrafındaki insanları küçültmek için büyük çaba sarf ederler. Sürekli çekişme ve bir savunma içerisinde olurlar. Böylelikle eşit seviyeye geleceklerini zannederler.

Bu insanlar komplekslidir. İki yüzlü ve kıskançtır. Dost görünümlü içten pazarlıklı tavırlarıyla hakkınızda söyledikleri tüm yalanları çevresindekilere inandırmaya çalışırlar. Bu çekememezlik duygusu kendilerini yer bitirir. Menfaatlerine ters düştüğünüz anda da, tüm çirkinliklerini gözler önüne sererler, başkalarının balını kendisine zehrederler.

Dost görünümlü demiştim ya; çevredeki insanlar da onun yakınlığına aldanıp söylediklerini doğru kabul ederler. Böylece kendini rahatlatmış olur. Kimisi kendisiyle kıyaslar, kimisi oğluyla… İşin sonunda kıyaslanan olursunuz ve bu aciz insanları suskunluğunuzla kudurtursunuz. Amacı belli zihniyetlerin silahı belli; sizi dedikoduyla alaşağı etmek, kendisini veya oğlunu yüceltmek. Bunun için sürekli mücadele gösterirler ve her davranışınızı takip edip kendisiyle mukayese ederler.

Dedikodu kazanı bir kere kaynamaya dursun; konuşulan sözler aslı olmasa da itibar kazanan sözler olmaya başlar ve böylesine bir yazıyı yazdıracak kadar adamın zamanını çalarlar. Adama pirincin taşını ayıklatırlar, ayıklanan taşı kuyuya atarlar.

Kazanan kitle her daim dedikoduyu çıkaran olur. Ve olanlar olur; kişi sorgulanır, kişiye olan yaklaşımlar ancak önyargılarla mümkün olur. Kimisi sosyal yaşamını sorgular, kimisi alışkanlıklarını bahane eder. İşin sonunda ne denilirse densin, bana göre itibarsız sözleri sarf edenler aslında itibarsız yüreklerdir; bunlara kulak verenlerse en az onlar kadar acizdir.

Sözüm ola..

Haram ettiğiniz hayattan nasıl olurda helallik dilenirsiniz?

Öyle üçünüz, üç adam görünümlü suretiniz, yüzsüz yüzünüz, dedikodu dolu sohbetiniz…

Sayınca üç kişi derler, aslında yarımı tam sayı kabul edemezler. Konumunuza aldanıp sizi dinleyenler, söylediklerinizi bir b. zannederler.

Bana göre işe yaramaz varlığınız, kalıpsız adamlığınız, kalpsiz yaşantınız…

-Fitne ve fesat dışında siz ne işe yararsınız?

Beni Bensiz Konuş

dedikodu

“Kim demiş gül yaşar dikenin himayesinde, dikenin itibarı gül sayesinde.” (MCR)

Sana bu itibarı veren insanlara acırım. Seni adam yerine koyup dinleyenlerde kabahat ararım. Ey söz bilmez, laf anlamaz tanıdık; biz de seni adam sandık!

Bıraktığın yaralar duruyor sırtımda. İnsan kendi sırtını saramasa da, iyileşmesi kolay olur yara kabuk bağladığında. Sayende hakkımda bildiğini düşünüp anlattığın yalanları konuşuyorum. Kelimesi sana ait cümlelerin çıkıyor teker teker karşıma. Fark edilmese de inanmış gibi yapıyorum artık bu yalanlara. Kendimi ifade eden kelimeler kurudu dudaklarımda.

“Unutma ki” açtığın yaralar elbet bir gün sarılır, hayatın ritmi zamanla yeniden yakalanır. Geçmiş unutulur, söylenenler unutulur ve böylesi durumlarda unutkanlık en çok senin gibi yüreksiz insanlara yakışır. Zor olmasa gerek; senin gibi yüreksizler böylesi durumlara çabuk alışır. Kim konuşsa ardımdan, ardımda kalır. Konuşuldukça insan kudrete ulaşır.

Bu dünyanın düzeni böyle; kendinde yok, çevresinde yok; adam olmayanın kendiyle ilgili konuşacak malzemesi hiç yok!

Hakkımdaki söylemlerin daha gerçekçi geliyor “senin gibi” olan insanlara. Sana anlattırılan “beni” dinliyorum her konuştuğum insanda. Dedikodulardan yorgun, yorgunluktan durgun oldum son zamanlarda. Ve usandım üzerime attığın çamurların arasında.

Biliyorum bunlarda elbet geçecek, artık zor gelmiyor bunları tecrübe etmek. Dostluk namına kaldıysa aramızda bir muhabbet, bence sen bu dostluğu git başka yerde tüket. Senin gibiler de elbet bir gün unutulur. Sözüne olan itimat sen konuştukça kaybolur; ama itimatla ne işin var? -sana kulak veren dinleyicilerinin itibarı senin kadar bol olur.

Sözüm meclisin içindekilere, meclisin içindeki gevşek bedenlere… Sözüm tanımadan, bilmeden eleştirenlere ve özünde söz olmayan itibarsız yüreklere…