Video

ErteleMe!

İş dünyasının ve teknoloji sektörünün en üst mertebesinde olan bir kişi (idi)… Dünyada yerleşik alışkanlıkları değiştiren bir kişi (idi)… Steve Jobs! Size onunla ilgili bilinmeyen belki de hiç fark edemediğimiz bir tarafını göstermek isterim. Göstermek diyorum çünkü yazının sonunda izleyeceğiniz video aslında bütün hikayeyi özetliyor. Bu videoyu hayatınızda ertelediğiniz güzel anları düşünerek, keyifle ve sabırla izlemenizi isterim.

Steve Jobs’ın son sözlerine ilişkin (doğru ya da yanlış) birçok makale yayınlandığını, üstelik bu yazılara kitabında da yer verildiğini biliyoruz. Okumayanlar için; Steve Jobs’un hasta yatağında yatarken şu satırları kaleme aldığı söylenir.

Size tavsiyem bu yazıyı okuduktan sonra yazının sonundaki videoyu izlemeniz. Bu videoyu özel kılan yapımcısının Steve Jobs olmasıdır.

Okumaya devam et

Aşk-ı Derûn -3

Aşk ulaşılabilir somutlukta mıdır? Elde edildikten sonra eksilir mi? Sevgi soluklaşır mı insan sevdiğine kavuşunca? Sevgi nedir? Kimedir ve kimden ötürüdür? Güzel olan onu aramak mı, yoksa bulmak mıdır?

İğnesini kaybetmiştir Nasreddin Hoca ve çıkar avluya başlar aramaya. Durumu gören komşusu iğneyi nerede düşürdüğünü sorar. Hoca kendinden emin “Ahırda!” diye cevap verir. Hayretler içinde kalan komşusu, “Ahırda kaybettiğini ahırda aramalısın!” der. Nasreddin Hoca cevap verir; “Ama avlu daha aydınlık!”

İnsan bir şeyi bulmak için arar. Aradığı şeyi bulduğunda ise onu aramaktan vazgeçer. Peki, arama eylemenin kendisi güzel ve anlamlı geliyorsa? Yani, bizzat arama eyleminin kendisi aradığınız şeyse? Nasreddin Hoca’nın da fısıldadığı bu değil mi; “İğneyi aramıyorum ki onu düşürdüğüm yere bakayım. Benim için önemli olan aydınlıkta olmak, ışıkta kalmak.”

Aşk-ı Derûn -2

Senin baktığına herkes bakar; senin onda görebildiğini herkes göremez. Herkes aşık olabilir; ama hiç kimse senin gibi sevemez. “Tek fark sensin. Seni özel kılan sevdiğin değil, sevgin…” der Tebrizli Şems ve devam eder “Aşk bendir ve benden dolayı sendir.”

“Doğumsuz, ölümsüz, artmaz, eksilmez bir güzellik” diyor Eflatun aşk için. Artmaz derken külliyen yanılıyor olabilir mi üstat? Artmaz ise nasıl direnir zamana ve insanlığa? Artan; aşkın özlemi mi, yoksa kendisi mi?

Ahsenü’l-Kasas (Hikayelerin en güzeli) denmiş Yusuf suresine; aşkı anlattığı için bu sure. Mevlana,”Zeliha o hale gelmişti ki, çörekotundan öd ağacına kadar her şeyin adı Yusuf’tu onun için” diyor.

Efsanevi aşk hikayeleri anlatılır asırlar boyu. Ferhat ile Şirini perdeleyen dağ olmasaydı, Mecnun’un Şirine kavuşmasındaki engel, Yusuf’un Züleyha’da yasaklı olmaması… Tahir ile Zühre, Kerem ile Aslı, Romeo ve Juliet… Aşklarının zorlukları olmasaydı hiç anlatılır mıydı bunca hikaye?

                “Bende Mecnun’dan füzuun aşıklık isti’daadı var.

                Aşık-ı sadık benem, Mecnun’un ancak adı var.”

derken Fuzuli, aşkı bir yetenek olarak yorumlar ve kendisinde Mecnundan daha fazla aşıklık yeteneği olduğunu söyler, ama gel gör ki Mecnunun adı çıkmıştır bir kere, diğerlerinin adı çıktığı gibi…

Aşk-ı Derûn -1

Nil nehrinin kenarında yaşayan ve yanındaki nesneye sarılıp, ona dolana dolana yukarı çıkan bir bitkidir. Araplarca da “ışkı” olarak bilinir. Büyüyebilmesi için bir dayanağa ihtiyaç duyar. Etrafı sarmaşıkla kaplı bir ağaç düşünün; artık ağaçla sarmaşık birbirinden ayrı şeyler değildir. Ağaç ve sarmaşık bir bütün olmuşlardır. Aşk tekliği, birliği, “ben” ile “sen” kavramlarının teklikte birleştiği bir durumdur.

Sarmaşık demektir “aşk” terim anlamına bakınca. Bahçeye düşen sarmaşık tohumu bütün bahçeyi, gönle düşen aşk tohumu da bütün bedeni sarınca aşkın adı daha çok anlam taşır.

Aşk vardır anlatılır, aşk vardır bilinir ve aşk vardır yaşanılır. Varlığına inanan yaşayanı eleştirir, yaşayanın derdini ancak aşkı yaşayan bilir.