Küskünlerin Ticareti

İşimizi emir ile değil, gönül ile yaparız. Gönlü olmayanda ne işin tadı olur, ne de işletmenin karı. İşimizin insanla olduğu ürün veya hizmet satışı olan işletmelerimizde en büyük sermaye müşterilerimizdir. Müşteri memnuniyeti esaslarında kendimize yapılmasını istemediğimiz davranışları da müşterilerimize yapmamak, empati yetilerimizi en üst seviyede tutarak ticari ve beşeri ilişkilerimizi oluşturmak yaptığımız işin sürdürülebilirliği ve kurum itibarı açısından büyük önem taşır. Bosch’un kurucusu Robert Bosch’un 1900’lü yıllarda söylediği “Müşteri kaybetmektense para kaybetmeyi yeğlerim” ifadelerinde anlatılmak istenen sözlerde çok daha derin bir mana var. Şimdi bu cümleyi hangi tavra giydirirsek giydirelim içinden nezaket davranışları çıkacaktır.

Okumaya devam et

Ar

Mahkemeler kadıya mülk olur mu?
Bu memlekette adam olmayan adamlara fikir sorulur mu?

Vicdan hakime, adalet mazluma lazım.

Yoksa hakimde vicdan, üzerine giydiği cüppe neyine lazım?
Yoksa mazlumda ar, üzerine giyemediği elbise neyine lazım?

Güdümlü Yargıç

social_judge

Derler ki atlara soldan binilir. Yani atın sol tarafına geçer, sol ayağını üzengiye basar, sağ ayağını aşırarak ata binebilirsin. Aksini kabul etmezler, üstelik atın sağından yaklaştığında ise eğitmenin seni uyarır “atın sol tarafına geç!” diye. “Neden?” diye sorduğunda aldığın cevap aynıdır. “Kural böyle!” Peki neden?

Okumaya devam et

Hain Zebun

hainzebun

Konuş! Konuş ki bilmediğimizi bilelim, bilmediğimiz tek doğruyu senden öğrenelim. Sen ki düşünceden ibaretsin. Mademki kendinden olmayana saygın yok, sen konuş ki ne oluyor ne bitiyor senin düşüncen ile havadisleri öğrenelim. Şu dört tarafı hain sarılı güzel ülkemin hain listesine senin adını da iliştirelim.

Ülkeyi sosyal medyadan ibaret zanneden “hadsiz sosyal soysuz” üç beş kişinin düşüncesizce ve düşmanca yaptığı yorumları gördükçe insanlık sorgulaması yaparım; beşer ile hayvan arasında fark ararım. Sosyal medya kovboylarının düşmanca söylemlerine şaşar, kabahati onda değil onu yetiştiren ailesinde ararım.

Okumaya devam et

Hilm Kılıcı


İmansızda vicdan, kırk cesette bir can olmaz. Tay büyür at olur da, it büyür insan olmaz.

İyiyle kötüyü birbirinden ayıramayanlar kim? İyiden haz, kötüden gam duyanımız kimler?
Teslim olana eziyet, mağdura şiddet kime yakışır?

Hiddetli söz cahilin, hikmetli söz er kişinin işidir. Şu ortamda dahi ne çok Can’lar gitti, kalpler kırılıp sevgiler tüketildi.

Anlayana küçük bir hikaye;

Allah’ın arslanı Hz. Ali efendimiz savaşta bir yiğidi alt etti. Hemen zülfikarını (kılıç) çekti. Onu öldürmek istedi. Ancak o yiğit Hz. Ali’nin mübarek yüzüne tükürdü. O anda Hz. Ali kılıcını yere attı ve düşmanını öldürmekten vazgeçti. Bu duruma, bu beklenmedik acımaya şaşırıp kalan askerler dedi ki:

– Ey Ali! Zülfikarını çekmiş o adamı öldürecektin, sonra neden kılıcı yere attın, kahredeceğin yerde gösterdiğin bu merhamet nedir, neden düşmanı öldürmekten vazgeçtin?

Hz. Ali cevap verdi:

-Ben kılıcı Allah rızası için vururum. Ben Allah’ın arslanıyım, nefsimin değil.

Hiddet, öfke padişahlara padişahtır. Fakat bizim kölemizdir. Ben öfkenin ağzına gem vurdum. Savaşırken yüzüme tükürdüğü için kendi nefsim için öfkeye kapılırım diye kılıcımı gizledim, adamı serbest bıraktım. Çünkü o yüzüme tükürünce nefsime ağır geldi. Benim huyum değişti. Yapacağım savaşın yarısı Allah rızası için, yarısı da öfkelendiğim ve ondan intikam almak için olacaktı. Halbuki Allah’a ait işlerde ortaklık uygun değildir.

Bu kılıç darbesi çelik kılıçtan daha keskindir. Bunun adına hilm (hiddete karşı sakin) kılıcı denir.

Şimdi sormak lazım; kim, kimi, kimin kılıcıyla vurur? Her zümre kendi doğrularıyla savaşırken kendinden olmayana türlü sıfat yakıştırır.

Zulüm bizdense ben bizden değilim. Kalp kırmaya, insanları çöldeki seraba inandırmaya lüzum yok.

Herkes Kendi Yoluna Baksın

herkeskendiyolunabaksın

Ortalama seyir hızları 120 km olan iki araç aynı anda birbirlerine 200 km uzaklıkta olan A ve B şehirlerinden yola çıkarlar. Bu iki araçtan hangisi hedefine daha çabuk varır?

Sorunun kesin cevabının “aynı anda varırlar” olduğunu düşünenlerimiz yolculuğu değil yolu hesap etmişlerdir. Oysa sorunun cevabı; hangi araç geldiği yoldan daha çok keyif almış ise o daha erken varmıştır olacaktır. Nasıl mı?

Okumaya devam et

Bayramlık Ağız

bayramlıkağız fermuarlıağız

Bildiğini bilmezler, bilmediğini bilirler. Bilen susar, bilmeyen etrafına zehir saçar. Varsa bir bildiğimiz kendimize saklayalım, şu bayram arifesi ağır sözlerle devam edip huzur kaçırmayalım.

Bulut olur yağmur döker, yağmurun olmadığı yerde ot mu biter. Ben doğruyu konuşur inandıramam. Doğru bildiğimi senin gibilere anlatamam.

Seni anlatmaya söz yeter mi; attığın çamurları temizlemeye su derya olsa yine de yeter mi?

Şimdi sana söz söylersem senden olmuş olurum, atfettiğim bu sözleri en çok da senin lugatında bulurum. Sana söz mü söylenir küfürden başka, eğer etraflıca okur da anlar isen; bu bayramlık ağzım küfürden de fazla.

Okumaya devam et

Kim Kime Dum Duma

uzuneşek

-Bu yazı bir serzeniştir. Diğerlerinin aksine tam anlamıyla bir durum tespitidir.-

Geçtiğimiz aylarda Kenya’da bir Üniversite’de bomba patlar ve yüzlerce öğrenci ölür. Dehşet sonrası hiçbir Türk, “Kenya’da bomba patlamış!” demedi. Kimse Kenya için yürüyüş yapmadı. Hiç kimse Kenya’da taziye çadırı kurmadı. Profil fotolarını Kenya bayrağına çevirmedi. Kenya için #Kenya etiketiyle siyah zemin üzeri matem görsellerini sosyal sitelerinde yayınlamadı. Kenya için klavye şövalyeliği yapmadı.

Sahi Kenya’nın bayrak renklerini bilen kaç kişiyiz? Daha da ileri gideyim; Kenya nerede?

Okumaya devam et

Kadı’nın Adaleti

organizationchart

Daha önce okuduğum ama son günlerde tekrar okuyunca bir kez daha içerisinden kendime has bazı çıkarımlar yaptığım trajikomik bir fıkra anlatayım.

9. Cumhurbaşkanı Demirel, ülkenin durumu hakkında ne düşündüğünü soran basın mensubuna; “Bak sana bunu bir fıkrayla anlatayım da pazar neşesi olsun” demiş. Demirel’in anlattığı fıkra şu:
Okumaya devam et

Video

ErteleMe!

İş dünyasının ve teknoloji sektörünün en üst mertebesinde olan bir kişi (idi)… Dünyada yerleşik alışkanlıkları değiştiren bir kişi (idi)… Steve Jobs! Size onunla ilgili bilinmeyen belki de hiç fark edemediğimiz bir tarafını göstermek isterim. Göstermek diyorum çünkü yazının sonunda izleyeceğiniz video aslında bütün hikayeyi özetliyor. Bu videoyu hayatınızda ertelediğiniz güzel anları düşünerek, keyifle ve sabırla izlemenizi isterim.

Steve Jobs’ın son sözlerine ilişkin (doğru ya da yanlış) birçok makale yayınlandığını, üstelik bu yazılara kitabında da yer verildiğini biliyoruz. Okumayanlar için; Steve Jobs’un hasta yatağında yatarken şu satırları kaleme aldığı söylenir.

Size tavsiyem bu yazıyı okuduktan sonra yazının sonundaki videoyu izlemeniz. Bu videoyu özel kılan yapımcısının Steve Jobs olmasıdır.

Okumaya devam et

Bilgili Cahil

bilgilicahil_00

Abbasi devletinde Şeyhülislam olan İmam Ebu Yusuf hazretlerine sorulan bir fetva üzerine; konuyu bilmediğini, gece biraz araştıracağını ve yarın sabah da cevabını bildireceğini söyler. Bunu işiten adam “Yazıklar olsun sana! Yazıklar olsun senin şu giydiğin kıyafetine, biliyorum diye oturuyorsun ya şu makamda, bir de devletten maaş alıyorsun…” diye çıkıştığını işitince; İmam Ebu Yusuf hazretleri de “Doğrusu ben cehaletim için maaş alıyor olsaydım, dünyanın hiçbir hazinesi ona yetmezdi” diye cevap vermiştir.

Okumaya devam et