Kat.ma Değer

Ülke’de doların alıp başını gitmesinin sebebi, gitmesi değil başın sebebidir.

Bir de “ülke de” kelimesindeki “‘de” bağlacının ayrı yazılıp yazılmayacağına kafasını takan ve büyük resmi göremeyen, amaçtan çok aracı önemseyen bir toplumun sebebidir.

Mahsulüne ve işine yatırım yapmayıp, aldığı teşvikler ile ihtiyacı olmadığı eşyalara sahip olmak için ihtiyacı olduğu eşyaları ipotek etmek arzusu içinde olanların; her türlü kazancı kendi şahsi nimeti olarak görüp devletine, geleceğine, milletine ve nesline yatırım yapmayanların sebebidir.

15 Temmuz sonrası himmet çekmecelerinden çıkan 1 dolar banknotların sebebidir.
Bir malın ithali daha kalitelidir algısını benimsemiş ithal mal düşkünlüğünün sebebidir.
Yerli malı küçümseyen ucuz diye her türlü malı Ali babanın ekspres çiftliğinden sipariş verir.

Radyo dinlemeyip itunes ve spotify ile üç beş şarkı dinleyeceğim diye ödediği büyük yekün tutan küçük abonelik bedelleridir. Isırılmış bir elma amblemi için ihraç etmek zorunda olduğumuz yarım ton gerçek elmaların sonucudur.


Tonu 3bin dolar olan zeytin yağından vazgeçip, emekle büyütülmüş zeytin ağaçlarını kesip, bulunduğu muhitten çıkarılacak olan tonu 500 dolar olan mermer ocaklarının sebebidir.

Bu liste böyle akar gider… Ben beş, sizler yirmibeş ekleyin. Bu arada yirmibeş rakamı ayrı mı yazılır; neyse siz böyle şeylere kafanızı takmayın.

Diyeceğim o ki; bugün istediği gibi yaşayıp istediği şeyleri satın alan, yarın istemediği şeyleri satmak zorunda kalır.

Her şeyimiz ithal; Bugün ithal ettiğimiz inekleri doyurmak için saman ithal ettiğimiz bir ticari zekamız var. Bugün köylerde yoğurt dahi mayalanmazken traktörlerinin beygir gücünü mukayese eden bir köylüden ne üretim beklemeli? Bu üretimi köylüler mi yapmalı yoksa çiftçiler mi? Bu ise bambaşka bir konu.

3ton domates ihraç ettiğimiz Rusya’dan karşılığında 30ton farklı ürün ithal ettiğimiz bir ticari anlaşmayı kim izah edebilir.

Tüm bunlar orantısız ithalatın, rehavetin, katma değer yaratmamanın ve bilinçsiz tüketimin sebebidir.

Hal böyle iken dolar da çıkar, tansiyon da… Ne yazık ki şifa için gideceğimiz doktorlarımız yerli tedavilerimiz ithal…


Ben katma değer derken, araya tire koyan kat-ma değer diyenler var çevremizde. İnşaata, ranta ve arsaya dayalı bir ekonomiden daha ne beklenir ki? Üretim yok, gelişim yok.

ArGe’nin kelime manasını Arakla Getir diyerek yapılanı taklit eden müteşebbislerle dolu çevremiz.

Mesela bir demir cevherinin kilosu 2,90 TL civarlarında, al bunu inşaat demiri yap 3,20 TL, çivi yap 6 TL, tava yap 250 TL, saat dişlisi yap 5.000 TL… Katma değer elindekini geliştirdiğinde ortaya çıkar.

Mesele cevherde değil, ondan faydalanabilecek cevherde.


Bakın ne anlatıcam; (siz bunu “anlatacağım” olarak düzeltirsiniz.)

Yakın bir dostumun 9 yaşındaki kızına verdiğim meyve suyunu “ben bunu içmem!” demesinin sebebi aroması değil barkod numarasıymış meğer.

Neymiş “869” ile başlamadığı için, Türkiye’de üretilmediği için içmezmiş. Babasıyla ben merakla dinledik. Takdire şayan bu tutumuyla ben de yeni bir misyon edindim. Yüzde yüz doğru olmasa da en azından yerli malı desteklemek için dikkate alınabilecek küçük bir ayrıntıdır.


Peki nedir bu 869? Açıklama TOBB’dan;

Ülkemizde zaman zaman yerli malı kullanımını yaygınlaştırmak amacıyla barkod numarası (GTIN) 869 ile başlayan ürünlerin satın alınmasını teşvik eden kampanyalar yürütülmektedir.

Barkod Sistemi (GS1 Sistemi) merkezi Brüksel’de bulunan GS1 Organizasyonu tarafından yönetilir. GS1 Organizasyonu GS1 Türkiye’ye 868 veya 869 önekini tahsis etmiştir, başka bir ifade ile GS1 Türkiye üyelerine 868 veya 869 öneki ile başlayan firma önekleri verir. Firmalar da bu firma öneklerini ürünlerini numaralandırmakta kullanır.

GS1 barkod ve numaralama sisteminin temel amacı bilgi sistemlerine daha hızlı ve doğru bilgi aktarılmasını sağlayarak tedarik zinciri yönetiminde etkinliği ve verimliliği artırmaktır. GS1 Üye organizasyonlarının farklı öneklere sahip olmasının sebebi ürünlerin menşeini belirlemek değil, dünya üzerinde kullanılan herhangi iki numaranın birbiriyle çakışmasının önüne geçmektir.

GS1 Sistemi kapsamında ürünlere verilen barkod numarasının üreticisi tarafından verilmesi tavsiye edilmekle birlikte zorunlu tutulmamıştır, ürün dağıtıcısı, ihracatçısı hatta ithalatçısı tarafından da numaralandırılabilir.

Bu sebeple bir ürünün barkodunun 868 veya 869 ile başlaması o ürünün kesinlikle Türkiye’de üretilmiş olduğunun garantisi değildir. İthalatçı bir firmanın, GS1 Türkiye’ye başvurarak almış olduğu 868 veya 869 ile başlayan firma öneki ile ithal ettiği ürünü numaralandırması GS1 Sistemi açısından bir sakınca taşımamaktadır. Benzer şekilde bir ürünün 868 veya 869 dışında bir numara ile başlaması da o ürünün kesinlikle Türkiye dışında üretilmiş olduğunun göstergesi değildir. Ülkemizde de üretim yapan uluslar arası firmalar merkez ofislerinin bulunduğu yerden almış oldukları firma öneki ile ülkemizde üretilen bir ürünü numaralandırabilir.

 

 

One comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s