KaKaa’Va

Biraz uzunca bir yazı oldu ama yapacak bir şey yok. Yazı okumayı bırakan bir toplum için iki paragraftan fazlası vakit kaybı oluyor. En azından ilgililer için bilgi olsun diye Kakava’nın ne olup ne olmadığını yazalım ki bir kenarda dursun.

Yarın 5 mayıs 2018, Edirne fethinin 657. yıl dönümü. Bir çok tarihi kaynaklarda 734 Hicri olarak gösterilen Edirne fetih tarihi, miladi takvime göre 1363 yılına işaret eder. Bu da fetih kutlamalarının 657.si değil, 655.si olması gerektiğini gösterir. Türkiye Kültür bakanlığı bir kutlamayı yapmak için palyatif bir tarih ortaya koymaz diye düşünüyorum.


Arapça kökenli olan “feth” İslâm ordularının bir yeri ele geçirip İslâm topraklarına katmaları hakkında kullanılmıştır. Yani fetih bir süreç değil, bir sonuçtur. Şimdi bu bilgiler burada dursun; buradan devam edelim.

5 Mayıs 1361 tarihinde güneş tutulması Avrupa tarihi kitaplarında Edirne’nin teslim edilişi şeklinde yorumlandı. Bu durumda Edirne 1363 yılında değil, 1361 yılında fetih edildi.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da, 5 Mayıs’ta sade bir protokol ile, Edirne’de Edirne fetih kutlamaları sade bir törenle kutlanıp sonlanacak. Kakava’nın gerçek sebebi olan Edirne fetih kutlamaları Kakava’nın yarattığı sözde kutlamaların gölgesinde kalacak.


6 Mayıs sabahı Sazlıdere savaşından galip çıkan Türk askerleri elbiselerini ve üzerlerindeki kanlarını 6 Mayıs sabahı Tunca nehrinde yıkayarak temizlendiler.

Bir fetih kutlaması olarak başlayan “Ka Kaa Fetih Bayramı” 5 Mayıs İkindi Namazı ile başlar ve 6 Mayıs ikindi namazına kadar devam eder. Arapça kökenli olan Ka’kaa sözcüğünün lügat anlamı “silah çatırdısı ve savaş gürültüsü demektir. Eski dilde kullanılan Ka’kaa sözcüğü ise “milli bayram” anlamını taşır.

Edirne halkı bu anlamlı fetih gününü “Ka Kaa Fetih Bayramı” olarak her yıl kutlamıştır. Nehirde yıkanarak gelenek haline gelen bu sahne Roman vatandaşları tarafından da benimsenmiş ve her yıl aynı zamanda kutlanan Hıdırellez Bayramı’nın bir ritüeli olarak kopyalanmıştır.


Edirne fethinden 92 yıl sonra, (Bu rakamsal değer de Edirne fethinin 1361 yılında olduğuna işaret eder.) İstanbul’un fethiyle İstanbul’a göç eden saray erkanının yaşadıkları konutlarının bulunduğu Saray-ı Antik’in boşaltılan konutlarına çerge Kıptilerinin* dolup yerleşmeleri sonucu kutlamaların yapıldığı bölge devletin de ilgisizliği yüzünden kirlenmeye, çevrede insan ve hayvan pislikleri görülmeye başlandı.

Ka Kaa kelimesi bölge halkı tarafından kutlama alanındaki kirliliğe atıfta bulunmak maksadıyla Arapça “pislik var” manası taşıyan “kaka var, kaka vağ” şeklinde telaffuzları sonucu “Ka’kaa Fetih bayramı” yozlaştırılarak “Kakava Çingene Bayramı” şekline dönüştürülmüştür.

Nasıl ki bir Hıristiyan bayramı olan Noel ritüelleri ile yeni yıl kutlama ritüelleri iç içe geçmiş ise Hıdırellez ve Kakava bayramları da aynı durumdan nasibini almıştır.

 

Peki ya Hıdırellez Bayramı?

Ruz-ı Hızır (Hızır günü) olarak adlandırılan hıdrellez günü, Hızır ve İlyas Peygamber’in yeryüzünde buluştukları gün olması nedeniyle kutlanır. Hızır ve İlyas sözcükleri birleşerek halk ağzında hıdrellez şeklini almıştır.

Hıdrellez günü, Gregoryen takvimine göre 6 Mayıs eskiden kullanılan Rumi takvim olarak da bilinen Julyen takvimine göre 23 Nisan günü olmaktadır. Halk arasında kullanılan takvime göre eskiden yıl ikiye ayrılmaktadır: 6 Mayıs’tan 8 Kasım’a kadar olan süre Hızır Günleri adıyla yaz mevsimini, 8 Kasım’dan 6 Mayıs’a kadar olan süre ise Kasım Günleri adıyla kış mevsimini oluşturmaktadır. Bu yüzden 6 Mayıs Günü kış mevsiminin bitip sıcak yaz günlerinin başladığı anlamına gelir ki, bu da kutlanıp bayram yapılacak bir olaydır.


Hızır, yaygın bir inanca göre, hayat suyu (ab-ı hayat) içerek ölmezliğe ulaşmış; zaman zaman özellikle baharda insanlar arasında dolaşarak zor durumda olanlara yardım eden, bolluk-bereket ve sağlık dağıtan, Allah katında ermiş bir ulu kişidir. Hızır’ın hüviyeti, yaşadığı yer ve zaman belli değildir. Hızır, baharın, baharla vücut bulan taze hayatın sembolüdür.

Ülkemizde Hıdrellez Bayramı 6 Mayıs tarihinde kutlanır. Bugün Hıristiyanlarca da baharın ve doğanın uyanmasının ilk günü olarak kabul edilir; bu günü Ortodokslar Aya Yorgi, Katolikler St.Georges Günü olarak kutlamaktadırlar.

Mevsimlik bayramlarımızdan biri olan Hıdrellez, Edirne’de ve ülkemizin diğer şehirlerinde etkin bir biçimde kutlanır.


Hıdrellez kutlamaları daima yeşillik, ağaçlık alanlarda, su kenarlarında, bir türbe ya da yatırın yanında yapılır. Hıdrellezde baharın taze bitkilerini ve taze kuzu eti ya da kuzu ciğeri yeme adeti vardır. Baharın ilk kuzusu yenildiğinde sağlık ve şifa bulunacağına inanılır. Bugünde kırlardan çiçek veya ot toplayıp onları kaynattıktan sonra suyu içilirse bütün hastalıklara iyi geleceğine, bu su ile kırk gün yıkanılırsa gençleşip güzelleşileceğine inanılır.

Hıdrellez gecesi Hızır’ın uğradığı yerlere ve dokunduğu şeylere feyiz ve bereket vereceği inancıyla çeşitli uygulamalar yapılır. Yiyecek kaplarının, ambarların ve para keselerinin ağızları açık bırakılır. Ev, bağ-bahçe, araba isteyen kimseler, Hıdrellez gecesi herhangi bir yere istedikleri şeyin küçük bir modelini yaparlarsa Hızır’ın kendilerine yardım edeceğine inanırlar.

Sonuç olarak, Anadolu’da hala görkemli törenlerle kutlanan Hıdrellez Bayramı insanlık tarihinde çok eski zamanlardan beri kutlanmaktadır. Farklı zamanlarda, farklı isimler altında kutlansa da Hıdrellez motiflerine pek çok yerde rastlamak mümkündür.

Baharın gelişi ve doğanın canlanması insanlar tarafından bayramlarla kutlanması gereken bir durum olarak algılanmıştır. Böylece bir bahar bayramı olan Hıdrellez evrensel bir nitelik kazanmıştır.

Ez cümle; Hıdırellez ve Kakava biri birlerinden tamamen farklı iki ayrı bayramdır.

 

 


* Kıptiler (Kıbt):
Grekler’in Mısırlılar veya Nil deltası sakinleri için kullandığı “aigyptos” kelimesinin kökünü teşkil eden gypt’ın Arapça karşılığıdır. Gypt kökü Batı dillerindeki Egypt ve Coptun da aslını oluşturmaktadır. İngilizceye de “gypsy” olarak girmiştir.

Kıbt kelimesi ayrıca, Hz Nuh’un torunlarından biri olduğu rivayet edilen Kuftaim’in isminden veya Antik Mısır’daki Koptos şehrinin adından türetildiği söylenmişse de yaygın kabule göre kıbt Grekçe’den gelmektedir. Bu kelime Mısırlıların veya Nil deltası sakinleri için kullanılmakta iken Hıristiyanlığın Mısır’a girmesinden sonra Hıristiyan Kıtiler’in dini olmuş, Kıptiler’le Hıristiyanlık özdeşleşmiş, böylece “kıpti” ismi mısır’daki hıristiyan halkı ifade etmeye başlamıştır. Nitekim 7.yüzyılda Müslümanlar Mısır’ı fethettiklerinde burayı “Darülkıbt” olarak tanımlamışlardır.

 

Kaynak
http://moonblink.info/Eclipse/eclipse/1361_05_05
http://aregem.kulturturizm.gov.tr/TR,12700/hidrellez-bayrami.html

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s