Güdümlü Yargıç

social_judge

Derler ki atlara soldan binilir. Yani atın sol tarafına geçer, sol ayağını üzengiye basar, sağ ayağını aşırarak ata binebilirsin. Aksini kabul etmezler, üstelik atın sağından yaklaştığında ise eğitmenin seni uyarır “atın sol tarafına geç!” diye. “Neden?” diye sorduğunda aldığın cevap aynıdır. “Kural böyle!” Peki neden?

Asırlar önce, daha çok sağ ellerini kullanan insanlar, kılıçlarını, kolay çekebilmeleri için sol taraflarında bulundurdukları kınlarında taşırlardı. Bu sebeple sol dizin altına kadar inen bu uzun kılıçla ata binmek, yani sağ ayağı üzengiye koyup, sol ayağı atın üzerine atarak binmek kılıç nedeni ile zor olurdu.

Soldan, sol ayağı üzengi üzerine koyup, sağ ayağı atın üzerine atarak binildiğinde kılıç sorun yaratmıyordu. Özellikle savaşa giden ordularda disiplin nedeni ile bir örnek hareket teşkil etmesi gerektiğinden, solaklar da ata soldan binmek zorunda kalırlardı. Artık biniciler kılıç taşımıyorlarsa da ata soldan binmek günümüze kadar uzanan bir gelenek haline gelmiştir.

Alışkanlıklarımız ile birlikte karakterimizin mayasını geçmişten alıyoruz. Taşıyacak kılıcımız olmasa da atlara hala soldan binilmesi gerektiğini savunuyor; ata sağdan binen insanları ise benimsedikleri tarzdan ötürü yadırgıyoruz.

İnsanlar kendi düşüncelerinin doğruluklarından o kadar eminler ki; başka fikir ve görüşlere kesinlikle kulak vermediği gibi, karşıt görüşlere tamamen düşman kesilecek haddi kendilerinde meşru bir hak gibi görebiliyorlar.

En doğru ve en yanlışı ayırt edebilen akli dengelerin yargı şekli bilgili olduklarından değil… Çevresindeki kişilerin sosyal etkilerini üzerine alan düşünce biçimleri zamanla kendi düşünce şekli haline dönüşebilecek bir yapı ortaya koyuyor. Üzerine örttüğü “bilgin” çarşafının lekesinden bihaber çevresinde kendi fikir ve düşüncelerine uyum sağlamayan bireyleri ise suçlu ve dahası bilgisiz görmeye başlıyor.

Çok okumak mı, çok gezmek mi dediklerinde bunca yıldır okuyan kısmını tercih ederdim. Oysa durum düşündüğüm gibi değil, tersine çok gezmek daha çok bilginin öğrenilmesine faydalı oluyor. Gezmek derken de yanlış anlaşılmasın; öyle dağ tepe, yol bayır değil! Facebook’da, Instagram’da, Twitter’da ve daha bilumum farklı sosyal mecralarda pencere pencere öğrenilen bilgilerin yarattığı bir toplumun içinde konu sadece gördüklerinden ibaret.

Derin konular ve perdenin ardındaki sırlar ise gizemini korumaya devam ediyor.

Toplum düşüncelerinin birey kararları ve yargılamalarına ne denli etki ettiğini gösteren birçok deney gerçekleştirilmiştir. Bu deneylerden en yaygın ve bilineni Polonya asıllı ABD’li sosyal psikolog Solomon Asch tarafından 1953 yılında gerçekleştirilen ve günümüzde “Asch Deneyi” olarak bilinen deneydir.

Sonraki yıllarda aynı düşünceyi desteklemek için yapılan bir diğer sosyal deney ise “Asansör Deneyi”dir. Her iki deneye de ait videoları izlemenizi tavsiye ederim.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s