Siyaset

siyaset_at_feraset_feres

Geçtiğimiz gün gerçekleşen ülke seçimlerinin sonucuna ilişkin bir arkadaş ortamında gerçekleşen sohbet üzerine, kurumsal siyasetin hiçbir sohbet ortamında konuşulmaması gerektiğine bir kez daha kanaat getirdim. Çeşitli sosyal mecralarda yayınlanan yama bilgilerden oluşan bilgi birikimiyle, çıkmaz bir sohbetin ortam muhabbetini son derece rahatsız kılması, konuşmayı ve konuşabilmeyi beceremeyen kişilerin karşısındaki kişileri yaralayan densiz konuşmalarına şahit oldum.

“Siyaset etmek” eski zamanda “öldürmek demektir. Topkapı sarayında bulunan “siyaset çeşmesi” geçmiş dönemde padişaha laf söyleyen isyankârların idam edildiği bir yer olarak bilinir ve bu şekilde anlatılır. Günümüzde siyaset yaparak siyaset ettiğimiz nice dostlukların tekrardan eskisi gibi olmayacağı kesin. Bu sebeple siyaset etmeden siyaset yapmak mümkün değilse, hiç siyaset yapmamak da bir siyasettir.

Zira siyasetin kendisi tam anlamıyla dert ile ilgilidir. Siyasetin gündeme gelmesi insanların dertleriyle ilgilidir. Siyaset kurumu bizatihi şikayetlerin ve taleplerin çözüme kavuştuğu bir kurumdur. Mahrumiyet olunca siyasete ihtiyaç olur siyasetçiler sorunlara çözüm bulur. Akacak çeşmeleri kamu yapar, elektrik ihtiyacını karşılar, yapılacak yolların yolunu siyasetçiler bulur ülke kalkınmasına katkıda bulunurlar. Mahrumiyetler giderildikçe de siyasetin iştigal ettiği konular da değişir.

Mahallesinde sulama, elektrik, yol, park ve benzeri bir takım hizmetlere ihtiyaç kalmadığı zaman bu sefer talepler “acaba” lara dönüşür. Acaba mahallemizdeki okulun derslikleri daha fazla olsa da öğrenciler rahat dersliklerde ders öğrense, sınıflarda akıllı tahtalar olsa, okulun bir kapalı yüzme havuzu olsa, ulaşım için hafif raylı sistem olsa ve benzeri gibi talepler oluşmaya başlar.

Yolu olmayan yüzme havuzu ya da yiyecek ekmek bulamayan birisi menü isteyemez. Yiyecek ekmek bulamayan birisi ekmek bulduğunda belirli bir zamandan sonra ekmeğin yanına peynir ister. İnsanlar talepkar olduğu için kınanmaz, üstelik bu ayıp bir şey de değildir. İnsanoğlunun ihtiyaçları kısıtlı ancak istekleri sonsuzdur.

Siyaset her kesim için farklıdır, çünkü her kesimin beklentisi ve talepleri farklıdır. Siyaset kimisinin canıyla ilgili, kimisinin malı, kimisinin ideolojisi, kimisinin istikbali ile ilgilidir. Kimisi için siyasetin kendisi siyasettir. Bu sebeple derdi “can” olanla derdi “mal” olanın konuşması kalp kırmaktan öteye geçmiyor.

“Siyaset” kelimesi Arapça kökenli “seyis” kelimesi ile aynı kökten gelir. Peki, “seyis” kimdir? Kendisine emanet edilen ata bakan, atın sağlığını gözeten, onu mevcut bulunduğu konumdan çok daha iyi konuma getiren, vasıflarını yükselten kişidir.

Hayat siyasettir ve siyaset hayata şamil bir durumdur. Hayatın her evresinde günlük yaşamın bizlere getirdiği sorunlara getirdiğimiz çözümlerle hepimiz aslında birer siyasetçiyiz. Ancak siyasetçi olmak için şu üç özelliği taşımamız gerektiğini bilmemizin gerekliliğini her siyaset yaptığımızda aklımıza getirmemiz, dostlarımızla da bu üç nitelikten yoksun siyasi münakaşalara girmememiz gerekir. Öyle ki siyasetçinin ömrü at ölene kadardır.

Siyaset yapmak için ve siyasetçi olmak için basiretli, ferasetli ve dirayetli olmak gerekir.

Basiret; Arapça “basar”dan gelen, görüş demektir. Baktığını doğru görmek demektir. Basiret, sağlam göze sahip olup baktığını olduğu gibi görmekle yetinmeyip gördüğünün ardındaki gizemi ve hileleri kendi bilgi, deneyim ve birikimleriyle analiz edip doğru yorumlayabilmektir. Bir ülkenin durumunu anlamak ve sorununu algılamak için basiretli olmak gerekir. Sanılandan ya da sana gösterilenden ziyade olduğu gibi görmek ve her türlü sorunu olduğu gibi tespit etmek gerekir.

Feraset; kökeni Arapça feres’den (at) gelir. Görüş tek değildir. İki gözümüzün olması iyiyi ve kötüyü, iki kulağımızın olması olumlu ve olumsuz eleştirileri duymamız için var. İnsanın görüş açısı 180 derecedir. Kişi sadece önündekileri görür. Atlarda ise görüş açısı daha geniştir, 350 dereceye yakın olduğu söylenir. At önündekilerinin dışında yanındakileri hatta neredeyse arkasındakileri de görebilir.. Kişinin olayı sadece doğru görmesi değil, kendisini de olayın içine dahil ederek görmesi gerekir. Sadece kişiye sunulanı değil, gizli kapaklı kalmış tüm olumsuzlukları, sorunları ve gösterilmeyeni de görmek gerekir.

Dirayet; basiretli ve ferasetli olup sorunlara isabetli kararlar alıp çözüm üretebilmektir. Yani her iki bakış açısıyla, doğru görmekle ve olayları araştırarak, önyargısız olarak daha geniş görüp sorunlara çözüm geliştirmektir. Kişinin dirayetli olması için duruşunun ve görüşünün dengeli olması gerekir.

Kurumsal siyaset yapan ve ülke demokrasisine katkı sağlayan tüm partizanların olmazsa olmaz koyu fanatizm değerlerini bir tarafa bırakıp kendi öz sorunları ve beklentilerini düşünmesi, basiretli olmasını, feraset sahibi olmasını, siyaset yaparken siyaset etmemelerini diliyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s