Kırmızı Araba

Süleyman kara bıyıklı bir işçidir. Ve bu kara bıyıklı Süleyman’ın hikayesidir.

İş bulduğu günlerde evine dik dönmekte ve götürdüğü ekmeği yemektedir; karısı Neriman ve oğlu Cevahir’le birlikte. Ne kadar zalim esse de rüzgar, ne kadar belini bükse de ekmek parası, aslan gibi bir adamdır işçi Süleyman. Çünkü onun Cevahir’i vardır, Cevahir altı yaşındadır; çünkü gözleri çakmak çakmaktır, çünkü Süleyman’a bir başka bakmaktadır.

Okumaya devam et

GİT

Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
Günahıma girmeden, katilim olmadan git!

Git de şen şakrak geçen günlerime gün ekle,
Beni kahkahaların sustuğu yerde bekle.

Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar,
Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar

Madem ki benli hayat sana kafes kadar dar,
Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar.

Hadi git, benden sana dilediğince izin,
Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin.

Kahrımın nedenini söylesem irkilirler;
Çünkü herkes beni Kays, seni Leyla bilirler.

Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın;
Oysa ki hep yedekte, hep elde var saymıştın.

Hadi git, ne bir adres, ne bir hatıra bırak,
Zannetme ki pişmanlık, mutluluk kadar ırak!

Sanma ki fasl-ı bahar geldiği gibi gitmez,
Sanma ki hüsranını görmeye ömrün yetmez.

Her darbene tehammül edecektir bedenim,
Gururum mani olur perişanıma benim.

Yari Ferhat olanın ellerle ülfeti ne?
Şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine.

Henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka,
Sana gül bahçesini kim açar benden başka!

Hercai arılara meyhanedir çiçekler,
Kim bilir şerefinden kaç kadeh içecekler!

Madem aşk tablosunun takdirinden acizsin,
Git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin.

Ne vedaya gerek var, ne de mektuba hacet,
Git de Allah aşkına bir selama muhtaç et!

Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan!
Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan!

Kopsun nerden inceyse artık bu bağ, bu düğüm,
Her gece daha berbat, daha vahim gördüğüm.

Korkulu düşlerimi yorumdan kaçıyorum;
Sırf sana üzülüyor, sırf sana acıyorum.

Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
Günahıma girmeden, katilim olmadan git!

[Cemal Safi]

Bilmiyorum Nerdeyim

Bilmiyorum nerdeyim ne haldeyim ben kimim?
Ayrılırken kimliğim adresim sende kalmış
Tebessümü yüzüme çok görüyor matemim
Güldüğümü gösteren tek resim sende kalmış
Akların kaybolduğu renğin ahenk bulduğu
Toprağın kadehine ab-ı hayat dolduğu
Bir gül için bülbülün saçlarını yolduğu
Aşkın harman olduğu o mevsim sende kalmış

Nerede o çocuksu o şımarık hallerim
Saçlarına hasreti tanımayan ellerim
Rengarenk rüyalarım toz pembe hayallerim
Tekmil neşem sevincim hevesim sende kalmış

Ayıplama kınama kahveye gidiyorsam
Avunabilmek için bir tavla atıyorsam
Garson çay uzatırken ben aklımda diyorsam
Sende kalmış demektir ladesim sende kalmış

Dostlar da muhabbeti kestiler,luzumda yok
Zaten senden ziyade sohbetim sözüm de yok
Sen dönmeden kimseye bakacak yüzüm de yok
Aynalarda kendimi göresim sende kalmış

Allahım düşmanımı düşürmesin bu zafa
Sanki her noksanımı mecburum itirafa
Hangi şarkıya girsem notalar do re mi fa
Sol! diyorum sana sol! sesim sende kalmış

Sende kalmış umudum saadet çağım sende
Sende kalmış huzurum tüten ocağım sende
Sende hayat kaynağım duygu membağım sende
Can diyorum sana,can-kafesim sende kalmış

Gel Tanrıya borcunu teslim etsin bu yürek
Tez gel ki enkazımı kapatsın kazma kürek
Kelime-i şahadet getirmem için gerek
Son diyorum sana son nefesim sende kalmış…

[Cemal Safi]

Seni İçimden Terk Ediyorum

Video izle – Watch Video

Binmediğim hiç bir otobüs
Beklemediğim hiç bir durak kalmadı bu şehirde…

Gittikçe azalıyor hayat,
Neyi erken yaşadıysam
Hep ona geç kalıyorum

Sana göçüyorum her sonbahar
Yolların çıkmıyor aşkıma…
Unuttuğun yağmurların adı saklımda
Seni içimden terk ediyorum.

Susmaktan yoruldum
Kuşlar ve şarkılar bu şehri terk edeli
Efkar demliyorum gözlerimde
yaşlarımı, yanağıma varmadan öldürüyorum…

Tam sancağımdan yaralıyorum kendimi
Alnını yüreğime dayadığın güne bakıp
Seni içimden terk ediyorum

Ne unutacak kadar nefret ettin
Ne hatırlayacak kadar sevdin
Yıkık bir duvar kadar bile
Pişman değilsin biliyorum
Beni hep bulmamak için aradın
Yanıldığımdın
Yangınımdın
Yangındın

Sensizliğe yenilmek
Sana yenilmekten zor olsada
Ardımda bir sürü “belki”ler bırakarak
Seni içimden terk ediyorum

Şimdi!
İçimde öldürecek bir anı bile bulamayan
İki yarım kaldık
Tamamlayamadık bizi
Elinden tutamadık yalnızlığımın
Saçlarımıda uzaklarına gömdün

İçimin mavisi senin okyanusundandı
Al! geri veriyorum.
Kilitleri hep yanlış kapılara vurdun
Devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim
Sana bensizliği terkediyorum

“Yarime uzanmayan bütün dallar kırık” demiştin
Aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi?

Ne tuaf değil mi?
İçimi acıtanda sendin
Acımı dindirecek olanda.
“Ya öldür beni”dedim
Ya da git benden.
İçi bulanık bir sevdanın ucunda
Seni kaybettim.

Aldırmadın aldırmalarıma
Bir gecede yakıp yarini
Şafaklara sattın ihanetini
Küllerime basanlar bile utandı yaptığından
İşte soluk bir ömrün son nefesi
Benden
İçimden
Terkediyorum.

Anne Ben Ölüyorum [Arif Nazım]

Anne ben ölüyorum.. Gözlerim kanıyor ikide bir,
Türk filmlerinin, Yarı absürt senaryolarında hüzünleniyorum…
Şizofreni diyorlar algınlığıma…

Anne ben ölüyorum.. Gözlerim doluyor, gözlerim kanıyor,
Anne ben erken ölüyorum..
Yüreğim yine benimle ama ben yaralıyım,
Ve artık ata binemiyorum,

Aramızda dağlar var; Kokun geliyor uzaklardan, hissediyorum,
Ellerin cennet kokuyor anne, kucağın cennet kokuyor,
Beni kucağına alsana, sarsana beni, koklasana,
Anne ben ölüyorum ağlamasana..

Sevdiğim kıza söyle şarkımızı unutmasın,
"Heryerde sen herşeyde sen, bilmemki nasıl söylesem" diye biten şarkımızı…

Nefes almak yaşamakmıdır anne?
Acı çekiyorum nefes alırken…

Ölürsem nefes alamam değil mi?
O halde ölüm acısız.

Daha mı güzeldir ölüm?

Keşke diyorum, Hiç gitmeseydim oralara,
Keşke diyorum, Hiç gitmeseydim,
Yolumu kesmeselerdi dar sokaklarda,
Kavgalara girmeseydim, seni bu kadar üzmeseydim,
Keşke diyorum ah keşke…

Düşün ki savrulmuşum, ateş iken kül olmuşum,
Alın yazım almış beni avuçlarına, uzaklarda bir yerlerde bir şehir olmuşum.

Üşüyen, yanan, eriyen bir şehir.
Kül olmuş gitmişim anne ve bir avuç toz olup düşmüşüm ayak izine,

Ve şimdi yanıyorum,
Elini tutmadan ölüyorum,

Ona yanıyorum,
Saçlarım ağarmadan ölüyorum,
Ona yanıyorum,

Anne ben ölüyorum..
Gözlerim doluyor, gözlerim kanıyor,
Anne ben ölüyorum..
Kokun geliyor uzaklardan, hissediyorum,
Ellerin cennet kokuyor anne, kucağın cennet kokuyor anne,
Beni kucağına alsana, sarsana beni, koklasana,

Anne ben ölüyorum ağlamasana…